
Mangal Dağı Muharebesi: 23 Ağustos 1921
Coğrafi ve Stratejik Önemi
Mangal Dağı, Sakarya Nehri’nin doğusunda, Polatlı’ya yakın bir bölgede yer alır. Yüksekliği ve çevresine hâkim konumu nedeniyle bu bölge, Türk savunmasının güney kanadını oluşturan en kritik noktalar arasında bulunuyordu. Bu dağın kaybedilmesi, Türk savunma hattının güney ucunun tamamen çökmesine ve Yunan ordusunun doğrudan Haymana ve Polatlı’ya doğru ilerleyerek Türk savunmasını çevrelemesine olanak sağlayabilirdi. Bu nedenle, Mangal Dağı hem Türk ordusu hem de Yunan kuvvetleri için stratejik bir odak noktasıydı.
Yunan Taarruz Planı
Yunan I. Kolordusu, Mangal Dağı’nı ele geçirerek güneyde Türk savunmasını çökertmeyi ve merkez hattını kuşatmaya başlamayı hedefliyordu. Bu stratejik noktayı ele geçirmek, Yunan ordusunun Sakarya Nehri doğusunda rahat hareket etmesini ve Türk savunmasını bölmesini sağlayabilirdi. Yunan saldırısı şu şekilde organize edildi:
Topçu Hazırlığı: Saldırıdan önce Mangal Dağı ve çevresindeki Türk siperlerine yoğun bir topçu bombardımanı yapıldı. Bu bombardımanın amacı, Türk savunmasını zayıflatmak ve siperleri kullanılamaz hale getirmekti. Bombardıman sırasında Yunanlar, mevcut topçu gücünün büyük bir kısmını güney kanadına yoğunlaştırdı.
Piyade Taarruzu: Topçu bombardımanının ardından, Yunan piyade birlikleri dağın güney ve güneybatı yamacına doğru taarruza geçti. Saldırıyı gerçekleştiren Yunan 1. ve 2. Tümenleri, disiplinli ve organize bir şekilde ilerleyerek Türk siperlerine doğru yaklaştı.
Türk Savunması
Türk 57. ve 41. Tümenleri, Mangal Dağı’nın savunmasından sorumluydu. Bu tümenler, savaşın ilk anlarından itibaren çok sayıda zorlukla karşı karşıya kaldı:
Süngü Hücumları ve Siper Savaşları: Türk birlikleri, Yunanların ilerlemesini durdurmak için siperlerde sert bir direnç gösterdi. Süngü hücumları ve göğüs göğüse çatışmalar, savaşın en şiddetli anlarını oluşturdu.
Lojistik Zorluklar: Türk savunma hatlarında mühimmat sıkıntısı yaşanıyordu. Topçu birlikleri, yeterli miktarda mühimmat olmadan, Yunan ağır topçularının saldırılarına karşılık vermeye çalıştı.
Mevzilerin El Değiştirmesi: Çatışmalar sırasında, Mangal Dağı’nın bazı stratejik noktaları Yunanların kontrolüne geçti. Ancak Türk birlikleri, karşı saldırılarla bu mevzileri geri almak için çaba sarf etti.
Çatışmaların Seyri
Mangal Dağı Muharebesi’nde çatışmalar gün boyunca yoğun bir şekilde sürdü. Yunan ordusunun saldırıları, Türk savunma hattını ciddi şekilde zorladı. Özellikle Yunan topçularının sürekli bombardımanı, Türk birliklerinin mevzilerde uzun süre tutunmasını engelledi. Bununla birlikte, Türk askerleri direnişi sürdürerek Yunanların tam bir zafer elde etmesini engelledi:
Gece Çatışmaları: Akşam saatlerinde çatışmalar, süngü hücumlarıyla devam etti. Türk birlikleri, gece boyunca Mangal Dağı’nın kuzey yamacında karşı taarruz düzenledi ve bazı kaybedilen mevzileri geri aldı.
Morale Dayalı Direniş: Mühimmat ve lojistik desteğin yetersizliğine rağmen, Türk askerlerinin moral düzeyi yüksekti. Mangal Dağı’ndaki savunma, Türk ordusunun Sakarya Meydan Muharebesi boyunca sergileyeceği azmin ilk göstergelerindendi.
Muharebenin Sonuçları
Yunan İlerleyişi: Yunan ordusu, gün sonunda Mangal Dağı’nın güneybatı yamaçlarında belirli mevzileri ele geçirdi. Ancak Türk savunmasının sert direnişi, Yunanların bu bölgede daha fazla ilerlemesini engelledi. Bu durum, Yunanların saldırı stratejisinde gecikmelere neden oldu.
Türk Savunma Hattındaki Etkiler: Mangal Dağı’nın bazı noktalarının kaybedilmesi, Türk savunma hattında zayıf noktalar oluşturdu. Ancak Mustafa Kemal Paşa, bu durumun farkına vararak hemen karşı önlemler alınmasını sağladı ve ihtiyat kuvvetlerini güney kanadına kaydırarak hattın çökmesini engelledi.
Taktik ve Stratejik Değerlendirme
Yunan Açısından: Mangal Dağı’nda kısmi bir başarı sağlanmış olsa da, Yunan ordusu beklediği kadar hızlı bir ilerleme kaydedemedi. Bu durum, Sakarya Nehri doğusundaki Türk savunmasını bütünüyle kırma hedefini ertelemelerine neden oldu.
Türk Açısından: Türk ordusu, Mangal Dağı Muharebesi’nde ağır kayıplar vermesine rağmen düşmanı tamamen durdurmayı başaramadı. Ancak bu bölgedeki direniş, Türk savunma hattının güney kanadının tamamen çökmesini önledi ve savaşın sonraki aşamalarında düzenlenecek karşı taarruzlar için kritik bir zaman kazandırdı.
İkiztepeler ve Türbetepe Çatışmaları: 24 Ağustos 1921
Coğrafi ve Stratejik Önem
İkiztepeler ve Türbetepe, Sakarya Nehri’nin kuzey kıyılarında bulunan, yükseltileriyle bölgeye hâkim konumda yer alan ve kuzey savunma hattının temel dayanak noktalarını oluşturan stratejik alanlardı. Türk ordusunun sağ kanadı bu bölgede konumlanmış, nehir hattının kuzeyindeki geçiş noktaları bu tepelere bağlı savunma unsurlarıyla korunuyordu. Eğer Yunan III. Kolordusu bu bölgeyi ele geçirebilseydi:
Sakarya Nehri’ni Kontrol Altına Alma: Türk savunma hattını kuzeyden kuşatarak Sakarya hattını doğrudan tehdit edebilir ve merkeze yönelik saldırılarda avantaj sağlayabilirlerdi.
Türk Sağ Kanadını Zayıflatma: Kuzey savunmasının çökmesi, Türk ordusunun genel savunma hattını tehlikeye atar ve kuzey hattını zayıflatırdı.
Türk Süvarilerini Sınırlama: Türk süvari birlikleri, kuzey kanadında hareket serbestisine sahipti. Bu tepelerin kaybedilmesi, süvarilerin manevra alanını daraltırdı.
Bu nedenle, İkiztepeler ve Türbetepe sadece coğrafi olarak değil, stratejik olarak da hayati öneme sahipti. Türk komuta kademesi, bu bölgenin düşman eline geçmesi durumunda genel savunma hattının riske gireceğini biliyor, bu yüzden buraya güçlü savunma birlikleri yerleştiriyordu.
Yunan Taarruz Planı
Yunan III. Kolordusu, Sakarya Meydan Muharebesi kapsamında kuzeydeki bu stratejik tepeleri ele geçirerek Türk savunmasını bölmek ve doğrudan nehir hattına ulaşmayı hedefledi. Plan, hem topçu bombardımanına hem de piyade saldırılarına dayalı üç aşamalı bir harekât öngörüyordu:
Yoğun Topçu Ateşi: Sabah erken saatlerde Yunan topçu birlikleri, Türbetepe ve İkiztepeler çevresindeki Türk siperlerini hedef aldı. Amaç, Türk birliklerinin direncini kırmak ve savunma hatlarını yıkmaktı.
Piyade Taarruzu: Bombardımanın ardından Yunan 7. ve 10. Tümenleri, bölgeye eşzamanlı olarak taarruza geçti. Yunan piyadeleri, Türbetepe’nin doğu yamaçlarından ilerlerken İkiztepeler yönündeki yan hat saldırılarıyla Türk savunmasını kuşatmayı planladı.
Siperlerin Ele Geçirilmesi: Piyade taarruzunun amacı, Türk siperlerini ele geçirip kuzey kanadını etkisiz hale getirmekti.
Yunan komutanlığı, bu taarruzla kuzeyde kesin bir üstünlük sağlamayı ve Türk savunmasını dağıtarak Sakarya Nehri boyunca hareket serbestisi elde etmeyi umuyordu.
Türk Savunması
Türk 3. Kafkas Tümeni ve süvari birlikleri, Türbetepe ve İkiztepeler savunmasında görevlendirilmişti. Türk savunması, bu bölgede düşmanı yavaşlatmaya ve ilerleyişini durdurmaya odaklı bir strateji izledi. Savunmanın temel unsurları şunlardı:
Coğrafi Avantajların Kullanılması: Türk birlikleri, Türbetepe ve İkiztepeler’in yükseltilerinden faydalanarak siperlerini güçlendirdi. Yunan taarruzlarına karşı siper savaşı taktikleri uygulandı.
Süngü Hücumları: Türk birlikleri, Yunan piyade birliklerinin ilerleyişini durdurmak için süngü hücumlarına başvurdu. Göğüs göğüse çatışmalar, savunmanın en çetin anlarını oluşturdu.
Topçu Karşılıkları: Türk topçu birlikleri, Yunan topçularına karşı etkili bir şekilde karşı ateş açtı. Ancak sınırlı mühimmat nedeniyle topçu desteği sürekli sağlanamadı.
Süvari Manevraları: Türk süvarileri, Yunan piyade birliklerine ani baskınlar düzenleyerek düşmanın koordinasyonunu bozdu ve lojistik hatlarına saldırdı.
Çatışmaların Seyri
Çatışmalar, sabah saatlerinde Yunan topçu birliklerinin yoğun bombardımanıyla başladı. Türbetepe çevresindeki Türk siperleri, bu bombardıman sırasında ağır hasar gördü. Bombardımanın ardından Yunan piyade birlikleri, doğrudan Türk siperlerine saldırıya geçti.
Türbetepe Çevresinde İlk Çatışmalar:
- Yunan 7. Tümeni, Türbetepe’nin doğu yamaçlarından ilerleyerek Türk mevzilerine saldırdı. Siperlerde savunma yapan Türk askerleri, süngü hücumlarıyla düşmanı geri püskürtmeye çalıştı.
- Yunan piyadeleri birkaç kez mevzilere girmeye çalıştı, ancak Türk karşı saldırılarıyla ilerleyişleri durduruldu.
- Çatışmalar, akşam saatlerine kadar devam etti ve bu süreçte her iki taraf da ağır kayıplar verdi.
İkiztepeler’de Şiddetli Çatışmalar:
Yunan 10. Tümeni, İkiztepeler yönünde taarruza geçti. Türk savunması, bu bölgede daha sınırlı bir kuvvetle direnç göstermeye çalıştı.
Süvari birlikleri, Yunan piyade hatlarına ani saldırılar düzenleyerek ilerleyişi yavaşlattı. Ancak Yunan topçusunun desteği, bu saldırıları büyük ölçüde etkisiz hale getirdi.
Gece Karşı Hücumları:
Gece boyunca Türk birlikleri, Türbetepe ve İkiztepeler çevresinde karşı hücumlar düzenledi. Bu hücumlar sırasında süngü savaşları yoğun bir şekilde devam etti.
Türk süvarileri, gece saldırılarıyla Yunan birliklerinin geri çekilmesini sağladı. Ancak bu çatışmalarda her iki taraf da ciddi kayıplar verdi.
Muharebenin Sonuçları
Yunan İlerleyişinin Durdurulması: Yunan III. Kolordusu, Türbetepe ve İkiztepeler’deki Türk savunmasını aşamadı. Türk birliklerinin direnci, Yunan ilerleyişini durdurdu.
Türk Kayıpları: Çatışmalar sırasında Türk 3. Kafkas Tümeni ve süvari birlikleri ciddi kayıplar verdi. Özellikle süvarilerin hareket kabiliyeti azaldı.
Stratejik Etkiler: Yunan ordusunun kuzey kanadındaki başarısızlığı, Türk savunmasına zaman kazandırdı. Bu durum, Sakarya Nehri boyunca Türk savunmasının güçlendirilmesine olanak sağladı.
Taktik ve Stratejik Değerlendirme
Yunan Ordusu Açısından: Türbetepe ve İkiztepeler’deki başarısızlık, Yunan saldırı planlarının genel temposunu yavaşlattı. Kuzeyden kuşatma hedefine ulaşılamaması, Yunanların taarruz gücünü zayıflattı.
Türk Ordusu Açısından: Türk savunması, büyük kayıplara rağmen Türbetepe ve İkiztepeler’i korumayı başardı. Bu savunma, kuzey hattını güvence altına alarak savaşın genel gidişatını etkiledi. Ancak bölgedeki kayıplar, ilerleyen günlerde Türk ordusunun hareket kabiliyetini sınırladı.
Orta Hattın Sarsılması ve Toydemir Muharebeleri: 26 Ağustos 1921
Coğrafi ve Stratejik Önem
Toydemir, Sakarya Nehri’nin doğusunda, Polatlı’nın batısında yer alan, Türk savunma hattının orta bölgesindeki kilit bir noktadır. Coğrafi olarak yükseltilerle çevrili olması, hem savunma hem de taarruz için stratejik avantaj sağlamaktadır. Polatlı ve çevresi, Türk savunma düzeninin omurgasını oluşturduğundan Toydemir’in düşmesi, yalnızca orta hattın değil, genel savunma sisteminin de çökmesine yol açabilirdi.
Toydemir’in stratejik önemi şu unsurlara dayanıyordu:
Savunma Hattının Korunması: Toydemir, Türk ordusunun merkez savunma hattının ana dayanak noktalarından biriydi. Bu hattın çökmesi durumunda, kuzey ve güney kanatlarının bağlantısı kesilerek Yunanların kuşatma manevralarını kolaylaştırabilirdi.
Ankara’nın Savunması: Toydemir’in düşmesi, Yunan ordusunun Polatlı üzerinden Ankara’ya ilerlemesine kapı açabilirdi. Bu nedenle, bölgenin savunulması, yalnızca askeri bir zorunluluk değil, aynı zamanda ulusal bir mecburiyetti.
Lojistik Hattının Güvenliği: Türk ordusunun Sakarya Nehri boyunca ikmal hatları, Toydemir çevresinde birleşiyordu. Bu hattın kaybedilmesi, ordunun lojistik desteğinin kesilmesine yol açabilirdi.
Yunan Taarruz Planı
26 Ağustos 1921’de Yunan ordusu, Toydemir çevresindeki Türk savunma hattını delmek ve orta hat üzerinden doğrudan Polatlı’ya ilerlemek için kapsamlı bir taarruz başlattı. Bu taarruz, Yunan ordusunun en iyi eğitimli ve en donanımlı piyade birlikleri tarafından gerçekleştirildi.
Yunan saldırısı şu aşamalardan oluşuyordu:
Topçu Bombardımanı:
- Sabah saatlerinde Yunan ağır topçu birlikleri, Toydemir çevresindeki Türk siperlerini yoğun bir şekilde bombardımana tuttu. Bu bombardıman, Türk savunma hatlarını zayıflatmak ve mevzileri ele geçirmeyi kolaylaştırmak için planlanmıştı.
- Bombardıman sırasında özellikle Türk topçu mevzileri ve iletişim hatları hedef alındı. Yunanlar, Türk savunmasını iletişimsiz bırakmayı ve siperlerdeki askerleri etkisiz hale getirmeyi amaçlıyordu.
Piyade Taarruzu:
Topçu ateşinin ardından, Yunan 4. ve 5. Tümenleri eşzamanlı bir piyade saldırısı başlattı. Birlikler, Toydemir’in kuzey ve güney kanatlarına iki farklı yönden saldırarak Türk savunma hatlarını çevrelemeye çalıştı.
Saldırı sırasında Yunan piyadeleri, ağır makineli tüfekler ve el bombalarıyla destekleniyordu. Bu da piyade taarruzunun şiddetini artırdı.
Türk Hattını Yarma Girişimi:
Türk Savunması
Toydemir hattının savunmasından, Türk 4. ve 24. Tümenleri sorumluydu. Bu tümenler, daha önceki çatışmalarda yıpranmış olmalarına rağmen savunma görevini başarıyla yerine getirdiler. Mustafa Kemal Paşa’nın “hattı müdafaa yok, sathı müdafaa vardır” anlayışı doğrultusunda, Türk birlikleri sabit mevzilerde direnmek yerine sürekli karşı saldırılarla düşmanı yıpratma stratejisi izledi.
Savunmanın kilit unsurları şunlardı:
Topçu Karşılıkları:
- Türk topçu birlikleri, sınırlı mühimmatlarına rağmen Yunan saldırılarına etkili bir şekilde karşılık verdi. Özellikle Yunan piyade hatlarına isabetli atışlar yapılarak düşman saflarında ağır kayıplar yaratıldı.
- Türk topçuları, düşmanın ağır makineli tüfek ve top mevzilerini hedef alarak Yunan ilerleyişini yavaşlattı.
Süngü Hücumları ve Göğüs Göğüse Çatışmalar:
Yunan piyadelerinin siperlere yaklaştığı anlarda, Türk birlikleri süngü hücumlarıyla düşmana karşılık verdi. Göğüs göğüse çatışmalar sırasında Türk askerlerinin direnci, Yunan ilerleyişini durdurmada etkili oldu.
Siper savaşları, her iki tarafın da büyük kayıplar verdiği bir mücadeleye dönüştü.
Süvari Manevraları:
Türk süvari birlikleri, Yunan piyadelerine yanlardan ani baskınlar düzenleyerek düşman hatlarının koordinasyonunu bozdu. Bu saldırılar, Yunan ordusunun lojistik desteğini sekteye uğrattı ve piyade hatlarının ilerleyişini yavaşlattı.
Gece Karşı Hücumları:
Çatışmaların Seyri
Bombardıman ve İlk Taarruz:
Sabahın erken saatlerinde başlayan yoğun topçu bombardımanı, Türk siperlerini hedef aldı. Ancak Türk askerlerinin dirençli savunması, Yunanların beklediği gibi bir sonuç vermedi.
Yunan piyadeleri, bombardımanın ardından Toydemir’in kuzey ve güney kanatlarına eşzamanlı bir saldırı başlattı. Türk 4. ve 24. Tümenleri, siperlerinde direnerek düşmanın ilerleyişini durdurdu.
Süngü Hücumları ve Göğüs Göğüse Çatışmalar:
Yunan piyadelerinin siperlere yaklaşmasıyla birlikte, Türk birlikleri süngü hücumlarına başladı. Göğüs göğüse çatışmalar sırasında her iki taraf da ağır kayıplar verdi.
Türk birlikleri, düşmanın ilerlemesini durdurmak için siper savaşlarına devam etti. Bu süreçte Türk askerlerinin cesareti ve direnci, savunma hattının korunmasında belirleyici oldu.
Gece Karşı Hücumları:
- Akşam saatlerinde Türk birlikleri, Yunan hatlarına karşı hücum düzenledi. Bu hücumlar sırasında Yunan ordusu ağır kayıplar verdi ve geri çekilmeye zorlandı.
Muharebenin Sonuçları
Yunan İlerleyişinin Durması:
- Yunan ordusu, Toydemir’deki savunmayı aşmayı başaramadı ve saldırılarını durdurmak zorunda kaldı. Bu durum, Türk savunmasının başarısını ve direniş gücünü ortaya koydu.
Türk Lojistik Hatlarının Korunması:
Yunan Moral Kaybı:
Türk Savunmasının Güçlenmesi:
Taktik ve Stratejik Değerlendirme
Yunan Ordusu Açısından: Toydemir Muharebeleri, Yunan ordusunun orta hat üzerinden savunmayı yarma hedefinin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden oldu. Bu başarısızlık, Yunanların savaş temposunu yavaşlattı ve stratejik üstünlüklerini kaybetmelerine yol açtı.
Türk Ordusu Açısından: Türk savunması, Toydemir Muharebeleri’nde kararlılık ve azimle direnerek düşmanı durdurmayı başardı. Bu direniş, Sakarya Meydan Muharebesi’nin genel seyrinde Türk tarafına büyük bir avantaj sağladı.
Haymana Cephesi ve Harhor Muharebeleri: 28 Ağustos 1921
Coğrafi ve Stratejik Önem
Haymana Cephesi, Sakarya Meydan Muharebesi’nde Türk savunma hattının güney kanadını oluşturan ve stratejik konumuyla savaşın gidişatını etkileyen kritik bir bölgedir. Harhor sırtları ve çevresindeki tepeler, Ankara’ya giden yolları koruyan bir savunma kalkanı gibiydi. Bu nedenle, bu bölgenin düşmesi yalnızca güney savunmasının değil, tüm Türk hattının çökmesine yol açabilirdi.
Harhor sırtlarının stratejik önemi şu unsurlara dayanıyordu:
Sol Kanadın Korunması: Güney kanadın çökmesi, Yunan ordusuna Türk savunma hattını kuşatma ve çevreleme imkânı sağlayabilirdi. Bu da Türk ordusunu savunma pozisyonundan çıkararak tamamen geri çekilmeye zorlayabilirdi.
Ankara’ya Doğrudan Yol: Harhor sırtlarının kaybedilmesi, Yunan ordusunun doğrudan Ankara’ya ilerlemesine kapı açardı. Bu durum, Milli Mücadele’nin geleceği açısından ölümcül bir tehdit oluşturabilirdi.
Stratejik Araziler ve Yüksek Arazilerin Avantajı: Bölgedeki yükseltiler, topçu mevzileri ve savunma hatları için doğal avantaj sağlıyordu. Bu tepelere hâkim olan taraf, savaşta manevra üstünlüğü elde edebilirdi.
Yunan Taarruz Planı
Yunan II. Kolordusu, Harhor sırtlarını ele geçirmek için kapsamlı bir saldırı planladı. Bu saldırı, Yunan ordusunun Sakarya Nehri doğusundaki en büyük taarruzlarından biri olarak dikkat çekiyordu. Yunan komuta kademesi, güney savunmasını yararak Türk ordusunun gücünü bölmeyi ve merkezi savunmayı zayıflatmayı hedefliyordu.
Yunan taarruzu şu şekilde organize edildi:
Topçu Hazırlığı:
- Sabahın erken saatlerinde Yunan topçu birlikleri, Harhor sırtlarını hedef alarak yoğun bir bombardıman başlattı. Bombardımanın amacı, Türk siperlerini tahrip etmek ve savunmayı zayıflatmaktı.
- Yunanlar, Türk mevzilerine yönelik topçu ateşini sürekli ve yoğun tutarak piyade taarruzunun etkisini artırmayı amaçladı.
Piyade Taarruzu:
Sırtların Ele Geçirilmesi ve Savunma Hattının Bölünmesi:
Türk Savunması
Haymana Cephesi’ndeki savunma görevini Türk 57. ve 23. Tümenleri üstlenmişti. Bu tümenler, Sakarya Meydan Muharebesi’nin önceki safhalarında yıpranmış olmalarına rağmen Harhor sırtlarını korumak için büyük bir kararlılıkla mücadele etti. Mustafa Kemal Paşa’nın “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” anlayışı doğrultusunda, Türk savunması sabit bir hatta direnmek yerine düşmanı sürekli yıpratma stratejisi izledi.
Türk savunmasının temel unsurları:
Stratejik Mevziler ve Konumlanma:
- Türk birlikleri, Harhor sırtlarındaki doğal yükseltileri kullanarak güçlü savunma hatları oluşturdu.
- Siperlerin yerleşimi, düşman saldırılarına karşı direnci artıracak şekilde düzenlendi. Türk askerleri, mevzilerde kararlılıkla direnerek Yunan piyadelerinin ilerlemesini engelledi.
Topçu Karşılıkları:
Türk topçu birlikleri, Yunan piyade ve topçu mevzilerini hedef alarak düşman hatlarını yıprattı. Türk topçusunun isabetli atışları, Yunan piyadelerinin ilerleyişini önemli ölçüde yavaşlattı.
Özellikle Yunan makineli tüfek mevzilerine yapılan topçu atışları, piyade saldırılarının koordinasyonunu bozdu.
Süngü Hücumları ve Göğüs Göğüse Çatışmalar:
Yunan piyadelerinin Türk siperlerine yaklaşmasıyla birlikte, süngü hücumları ve göğüs göğüse çatışmalar başladı. Türk askerleri, mevzilerini korumak için büyük bir cesaretle mücadele etti.
Süngü savaşları sırasında Yunan piyadelerinin ilerleyişi tamamen durduruldu.
Karşı Hücumlar ve Gece Savaşları:
Çatışmaların Seyri
Sabah Bombardımanı ve İlk Taarruz:
Yunan ordusu, sabahın erken saatlerinde Harhor sırtlarına yönelik yoğun bir topçu bombardımanı başlattı. Türk siperleri ciddi şekilde zarar görse de savunma hattı tamamen çökmemişti.
Bombardımanın ardından Yunan piyade birlikleri taarruza geçti. Yunan piyadeleri, makineli tüfek ve topçu desteğiyle stratejik tepeleri ele geçirmeyi hedefledi.
Göğüs Göğüse Çatışmalar:
Yunan birlikleri, Harhor sırtlarına ulaştığında Türk savunması süngü hücumlarıyla karşılık verdi. Göğüs göğüse yaşanan çatışmalar, savaşın en şiddetli anlarını oluşturdu.
Türk askerleri, mevzilerini korumak için büyük bir kararlılık ve cesaretle direndi.
Gece Baskınları ve Karşı Hücumlar:
Gün boyunca süren çatışmaların ardından, Türk birlikleri gece karşı hücumlar düzenledi. Bu baskınlar sırasında Yunan birlikleri geri çekilmeye zorlandı.
Türk süvari ve piyade birliklerinin baskınları, Yunan hatlarında karmaşa yarattı ve düşmanın ilerlemesini durdurdu.
Harhor Muharebesi’nin Sonuçları
Yunan İlerleyişinin Durdurulması:
- Yunan ordusu, Harhor sırtlarını ele geçirmeyi başaramadı. Bu durum, güney hattındaki Yunan ilerleyişini tamamen durdurdu.
Türk Savunmasının Başarısı:
Yunan Kayıpları:
Türk Moral ve Maneviyatının Artışı:
Taktik ve Stratejik Değerlendirme
Yunan Ordusu Açısından: Haymana Cephesi ve Harhor Muharebeleri, Yunan II. Kolordusu için büyük bir başarısızlık oldu. Güney hattındaki saldırı planlarının bozulması, Yunan ordusunun genel ilerleyiş hızını yavaşlattı ve güneydeki inisiyatifi kaybetmelerine neden oldu.
Türk Ordusu Açısından: Türk savunması, Harhor Muharebesi’nde kararlı bir duruş sergileyerek düşmanı durdurmayı başardı. Güney hattındaki bu başarı, genel savunma düzeninin korunmasına ve Türk ordusunun stratejik avantaj sağlamasına katkıda bulundu.
Çal Dağı ve Polatlı Muharebeleri: 1-3 Eylül 1921
Coğrafi ve Stratejik Önemi
Çal Dağı, Sakarya Meydan Muharebesi’nde Türk savunma hattının güney kanadında yer alan, yüksekliği ve stratejik konumu nedeniyle savaşın seyrini etkileyebilecek kritik bir noktadır. Dağ, çevresindeki düz arazilere ve bağlantı yollarına hâkim bir konumda olduğundan, burayı kontrol eden taraf savaşı lojistik ve stratejik açıdan avantajlı bir pozisyona getirebilirdi. Aynı şekilde Polatlı, Sakarya Nehri doğusunda bulunan savunma hattının merkezini oluşturan önemli bir bölgeydi ve Ankara’ya yönelik tehdidi önlemek için bu hattın savunulması gerekiyordu.
Çal Dağı ve Polatlı’nın stratejik önemi:
Güney Kanadın Savunulması: Çal Dağı’nın düşmesi, Yunan ordusunun güney kanadını tamamen ele geçirmesine ve Türk savunma hatlarını kuşatmasına neden olabilirdi.
Ankara’ya Giden Yolların Korunması: Çal Dağı ve Polatlı, Ankara’nın güvenliğini sağlayan savunma hattının bir parçasıydı. Bu bölgelerin kaybedilmesi, Türk ordusunun Sakarya Nehri doğusundaki tüm savunma düzeninin çökmesine yol açabilirdi.
İkmal ve Lojistik Hatlarının Kontrolü: Polatlı çevresindeki lojistik yolların korunması, Türk ordusunun savaş boyunca mühimmat ve erzak desteğini sürdürebilmesi açısından hayatiydi.
Yunan Taarruz Planı
Yunan komuta kademesi, Eylül ayının başında Türk savunma hattını hem güneyden hem de merkezden delmek için kapsamlı bir saldırı başlattı. Bu saldırı, Çal Dağı ve Polatlı çevresinde yoğunlaştı. Yunan ordusunun planı şu unsurlardan oluşuyordu:
Yoğun Topçu Hazırlığı:
- Yunan ağır topçu birlikleri, Türk savunma hatlarını zayıflatmak ve siperleri tahrip etmek amacıyla Çal Dağı ve Polatlı çevresine yoğun bir bombardıman başlattı. Bu bombardıman, siperlerin savunma kapasitesini azaltmayı hedefliyordu.
- Topçu ateşi sırasında Türk topçu mevzileri ve iletişim hatları da hedef alındı.
Piyade Taarruzu:
Topçu bombardımanının ardından, Yunan piyade birlikleri eşzamanlı olarak Çal Dağı ve Polatlı çevresindeki Türk savunma hatlarına taarruz başlattı.
Yunan 9. ve 13. Tümenleri, Çal Dağı’na yönelik saldırıyı yürütürken, Polatlı çevresinde Yunan 4. Tümeni konuşlanmıştı.
Süvari ve Kanat Hareketleri:
Türk Savunması
Türk savunmasının bu bölgede gösterdiği direniş, Mustafa Kemal Paşa’nın "hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" direktifi doğrultusunda şekillendi. Savunmayı Türk 4. Tümeni üstlendi ve Polatlı çevresinde süvari birlikleri destekleyici operasyonlar gerçekleştirdi.
Türk savunmasının temel unsurları:
Stratejik Mevzilenme:
- Türk birlikleri, Çal Dağı çevresindeki yüksek arazilerde güçlü savunma hatları kurarak mevzilendi. Bu mevziler, Yunan piyadelerinin ilerleyişini yavaşlatacak şekilde düzenlendi.
- Polatlı çevresindeki savunma düzeni, lojistik yolların korunmasını sağlayacak şekilde konumlandırıldı.
Topçu Karşılıkları:
Türk topçu birlikleri, Yunan piyadelerine ve topçu mevzilerine yoğun karşı atışlar yaptı. Bu atışlar, Yunan ilerleyişini durdurmakta etkili oldu.
Çal Dağı çevresindeki Yunan birlikleri, Türk topçusunun isabetli atışlarıyla büyük kayıplar verdi.
Süngü Hücumları ve Göğüs Göğüse Çatışmalar:
Süvari Manevraları:
Türk süvari birlikleri, Polatlı çevresindeki Yunan ikmal hatlarına saldırılar düzenledi. Bu saldırılar, Yunan ordusunun lojistik desteğini keserek ilerleyişini yavaşlattı ve düşman moralini zayıflattı.
Çatışmaların Seyri
1 Eylül: Çal Dağı ve İlk Bombardıman:
Yunan topçu birlikleri, Çal Dağı çevresindeki Türk siperlerini yoğun bir şekilde bombalamaya başladı. Bombardıman, Türk savunma hattında ciddi hasarlara yol açtı ancak siperler tamamen tahrip olmadı.
Bombardımanın ardından Yunan piyade birlikleri, Çal Dağı’ndaki stratejik tepeleri ele geçirmek için taarruz başlattı. Ancak Türk 4. Tümeni’nin direnişi, Yunan ilerleyişini yavaşlattı.
2 Eylül: Çal Dağı ve Polatlı’da Şiddetlenen Çatışmalar:
Çal Dağı çevresinde süngü hücumları ve göğüs göğüse çatışmalar yaşandı. Türk birlikleri, Yunan piyadelerini mevzilerinden geri püskürttü.
Polatlı çevresinde, Türk süvari birlikleri Yunan ikmal hatlarına yönelik ani baskınlar düzenledi. Bu saldırılar, düşman lojistik hatlarında karmaşa yarattı ve Yunan ordusunun moralini zayıflattı.
3 Eylül: Yunan İlerleyişinin Durdurulması ve Karşı Hücumlar:
Çal Dağı’ndaki Türk birlikleri, gece boyunca düzenledikleri karşı hücumlarla Yunan mevzilerini geri aldı. Yunan birlikleri, ağır kayıplar nedeniyle geri çekilmek zorunda kaldı.
Polatlı çevresinde Türk süvarileri, Yunan birliklerini sürekli taciz ederek ilerleyişlerini durdurdu.
Muharebenin Sonuçları
Yunan İlerleyişinin Durdurulması:
- Çal Dağı ve Polatlı çevresindeki Türk savunması, Yunan ordusunun güney ve merkez hattını yarmasını engelledi. Bu durum, Yunan taarruzunun genel seyrini yavaşlattı ve stratejik üstünlüklerini kaybetmelerine yol açtı.
Türk Savunmasının Başarısı:
Yunan Moral ve Lojistik Kaybı:
Taktik ve Stratejik Değerlendirme
Yunan Ordusu Açısından: Çal Dağı ve Polatlı Muharebeleri, Yunan ordusunun Türk savunma hatlarını yarma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlandığı bir çatışma oldu. Yunanlar, bu muharebelerde ağır kayıplar verdi ve taarruz kapasiteleri zayıfladı.
Türk Ordusu Açısından: Türk savunması, bu muharebelerde büyük bir başarı göstererek düşmanın ilerleyişini durdurmayı başardı. Çal Dağı ve Polatlı çevresindeki savunma, Ankara’nın güvenliğini sağladı ve Türk ordusuna stratejik üstünlük kazandırdı.
Savaşın Kırılma Noktası: 6-10 Eylül 1921
Genel Karşı Taarruz ve Papoulas’ın Kararsızlığı
Sakarya Meydan Muharebesi, 6-10 Eylül tarihleri arasında Türk ordusunun başlattığı genel karşı taarruzla bir dönüm noktasına ulaştı. Bu süreç, Yunan ordusunun Sakarya Nehri doğusundaki ilerleyişinin tamamen durdurulduğu ve geri çekilmek zorunda bırakıldığı kritik bir dönemdi. Mustafa Kemal Paşa’nın cesur ve kararlı liderliğiyle verilen genel karşı taarruz emri, Türk ordusunun stratejik üstünlüğü ele geçirmesini sağladı. Bu taarruz, Yunan ordusunun lojistik ve moral olarak çöküşünü hızlandırarak Anadolu’daki işgal hareketlerinin kırılmasına yol açtı.
Durumun Değerlendirilmesi ve Karar Süreci
Türk Ordusunun Durumu:
Türk ordusu, günler süren çatışmalarda savunma hatlarını başarıyla korumuş ve düşmanın stratejik üstünlük sağlamasını engellemişti.
Moral Üstünlüğü: Günler süren savunma ve başarılı manevralar, Türk birliklerinin moralini yükseltmişti. Birlikler, taarruz için güçlü bir motivasyona sahipti.
Lojistik Avantaj: Türk süvarilerinin düşman ikmal hatlarına düzenlediği sürekli baskınlar, Yunan ordusunun lojistik gücünü ciddi şekilde zayıflatmıştı.
Yunan Ordusunun Durumu:
Yunan ordusu, Sakarya Nehri doğusunda yaptığı taarruzlarda beklediği başarıyı elde edememişti.
Fiziksel Yıpranma: Yoğun çatışmalar ve Türk süvarilerinin lojistik hatlara yönelik saldırıları nedeniyle Yunan birlikleri tükenmiş ve ilerleyişlerini sürdüremez hale gelmişti.
Moral Çöküşü: Türk ordusunun savunma direnci ve süvari baskınları, Yunan askerlerinin moralini önemli ölçüde düşürmüştü.
Lojistik Zorluklar: Mühimmat ve erzak yetersizliği, Yunan komutanlığını zor durumda bırakmış ve bir geri çekilme planı yapmaya zorlamıştı.
Mustafa Kemal Paşa’nın Kararı ve Genel Karşı Taarruz
Bu koşullar altında, Mustafa Kemal Paşa düşmanın yorgun ve lojistik olarak zor durumda olduğunu değerlendirerek genel karşı taarruz emrini verdi. Bu emir, Sakarya Nehri boyunca tüm cephelerde eşzamanlı saldırılarla düşmanın tamamen geri çekilmesini hedefliyordu.
Stratejik Amaçlar:
Düşmanı Sakarya Nehri’nin Batısına İtmek: Taarruzun nihai hedefi, Yunan ordusunu Sakarya Nehri’nin doğusundaki tüm mevzilerden çıkarmaktı.
Yunan Ordusunu Yıpratma: Süvarilerin baskılarıyla Yunan birliklerini daha fazla kayba uğratmak ve lojistik desteği tamamen kesmek.
Ankara Tehdidini Ortadan Kaldırmak: Taarruz, Ankara üzerindeki Yunan tehdidini kalıcı olarak sona erdirmek için bir fırsattı.
Genel Karşı Taarruzun Başlaması (6 Eylül 1921)
1. Piyade Taarruzları
Türk piyadeleri, Sakarya Nehri boyunca geniş bir cephede eşzamanlı olarak Yunan hatlarına saldırdı. Taarruz özellikle Haymana, Çal Dağı ve Polatlı çevresinde yoğunlaştı.
Haymana Hattı:
- Türk 23. ve 57. Tümenleri, Yunan hatlarına yönelik kapsamlı bir saldırı düzenledi. Süngü hücumları ve göğüs göğüse çatışmalar, Türk birliklerinin bu bölgede kaybettiği mevzileri geri almasını sağladı.
- Haymana sırtlarında stratejik tepelerin ele geçirilmesi, Yunan güney hattının tamamen zayıflamasına neden oldu.
Polatlı Çevresi:
Çal Dağı:
Türk birlikleri, Çal Dağı’ndaki stratejik tepeleri geri almak için süngü hücumları ve siper savaşlarıyla taarruz etti. Yoğun çatışmalar sonucu Yunan birlikleri, Çal Dağı çevresindeki mevzilerden geri çekilmek zorunda kaldı.
2. Topçu Desteği
Türk topçu birlikleri, piyade taarruzlarını desteklemek için Yunan hatlarına yoğun bombardıman gerçekleştirdi.
Hedefler: Yunan piyadelerinin toplandığı stratejik mevziler ve makineli tüfek noktaları hedef alındı.
Sonuçlar: Türk topçusunun isabetli atışları, Yunan savunmasını dağıtarak piyadelerin ilerleyişini kolaylaştırdı.
3. Süvari Baskınları
Türk süvarileri, Yunan ordusunun lojistik hatlarını hedef alarak geri çekilme yollarını tahrip etti.
İkmal Hatlarına Saldırılar: Türk süvarileri, Yunan mühimmat ve erzak konvoylarını hedef alarak düşmanın lojistik desteğini tamamen kesmeyi başardı.
Geri Çekilme Yollarının Kesilmesi: Süvarilerin saldırıları, Yunan birliklerinin geri çekilmesini kaosa sürükledi. Yunan birlikleri düzenli bir şekilde geri çekilemedi ve büyük kayıplar verdi.
Papoulas’ın Kararsızlığı ve Yunan Geri Çekilmesi
Direnme ve Çekilme Arasında İkilem:
Yunan komutan Anastasios Papoulas, Türk karşı taarruzunun şiddeti karşısında direnip direnmeme konusunda kararsız kaldı.
Direnme Çabaları: Papoulas, Yunan birliklerine mevzilerini koruma emri verdi ancak lojistik desteğin tamamen kesilmiş olması ve askeri kayıplar nedeniyle bu emir uygulanamadı.
Geri Çekilme Kararı: 8 Eylül’de Papoulas, Yunan birliklerine Sakarya Nehri’nin batısına çekilme emri verdi. Ancak bu emir, koordinasyon eksikliği ve süvarilerin baskıları nedeniyle büyük bir düzensizlik içinde uygulandı.
Geri Çekilme Sırasındaki Kayıplar:
Süvari Baskınlarının Etkisi: Türk süvarileri, geri çekilen Yunan birliklerine sürekli saldırılar düzenleyerek büyük kayıplar verdirdi.
Lojistik Çöküş: Süvarilerin saldırılarıyla lojistik desteklerini tamamen kaybeden Yunan birlikleri, mühimmat ve erzak yetersizliği nedeniyle savaşma kabiliyetini tamamen yitirdi.
Sonuçlar ve Etkiler
Türk Ordusunun Başarısı:
Yunan Taarruzunun Tersine Çevrilmesi: Türk karşı taarruzu, Yunan ordusunun Sakarya Nehri doğusundaki tüm varlığını sona erdirdi.
Stratejik Üstünlük: Türk ordusu, savaşın kontrolünü tamamen ele geçirerek Sakarya Nehri doğusunda güvenli bir savunma hattı oluşturdu.
Yunan Ordusunun Durumu:
Büyük Kayıplar: Yunan birlikleri, çekilme sırasında lojistik eksiklikler ve süvari baskınları nedeniyle ağır kayıplar verdi.
Moral Çöküşü: Çekilmenin düzensizliği ve başarısızlık, Yunan askerlerinin moralini ciddi şekilde zayıflattı.
Taktik ve Stratejik Değerlendirme
Türk Ordusu Açısından: Mustafa Kemal Paşa’nın kararı, savaşın seyrini tamamen değiştirdi. Türk ordusu, üstün stratejisi ve kararlı taarruzuyla düşmanı geri çekilmek zorunda bıraktı.
Yunan Ordusu Açısından: Lojistik ve moral eksiklikleri, Yunan ordusunun geri çekilmesine neden oldu. Bu yenilgi, Anadolu’daki Yunan işgalinin sonunun başlangıcı oldu.
Zafer: 11-13 Eylül 1921
Türk Süvarilerinin Taarruzu ve Yunan Çekilişi
Sakarya Meydan Muharebesi’nin zaferle sonuçlanan son aşaması, Türk süvari birliklerinin Yunan ordusunun geri çekilme yollarını hedef alan etkili baskınları ve Yunan birliklerinin Sakarya Nehri’nin batısına düzensiz bir şekilde çekilmesiyle tamamlandı. Bu süreçte Türk ordusu, savaşın kontrolünü tamamen ele geçirerek Yunan ordusunu Anadolu’daki en büyük yenilgilerinden biriyle yüzleşmeye zorladı. Mustafa Kemal Paşa’nın liderliği, süvari birliklerinin hızlı hareket kabiliyeti ve Türk askerinin cesaretiyle birleşerek bu zaferi mümkün kıldı.
Durumun Değerlendirilmesi
Türk Ordusunun Durumu:
Türk ordusu, 6-10 Eylül arasında gerçekleştirilen genel karşı taarruzla Yunan ordusunun Sakarya Nehri doğusundaki mevzilerini tamamen boşaltmasını sağlamış ve stratejik üstünlüğü ele geçirmişti. Süvariler ve piyade birlikleri koordineli bir şekilde hareket ederek düşmanın geri çekilme yollarını hedef alırken, lojistik ve moral açıdan büyük bir avantaj sağlamıştı.
Moral Üstünlüğü: Genel taarruzun başarıyla sonuçlanması ve Yunan birliklerinin geri çekilmek zorunda kalması, Türk askerlerinin motivasyonunu zirveye çıkardı.
Süvarilerin Rolü: Süvari birliklerinin hareket kabiliyeti, geri çekilen Yunan birliklerini sürekli taciz ederek düzenli bir geri çekilmeyi imkânsız hale getirdi.
Sakarya Nehri’nde Stratejik Kontrol: Türk birlikleri, Sakarya Nehri doğusundaki tüm stratejik noktaları kontrol altına alarak Yunan ordusunun hareket alanını önemli ölçüde sınırladı.
Yunan Ordusunun Durumu:
Yunan komutan Anastasios Papoulas, Türk ordusunun sert taarruzları ve süvari baskıları karşısında Sakarya Nehri’nin batısına çekilme emri vermişti. Ancak bu çekilme, lojistik ve koordinasyon eksiklikleri nedeniyle tam bir kaosa dönüşmüştü.
Lojistik Yetersizlik: Türk süvarilerinin lojistik hatlara yönelik sürekli saldırıları, Yunan birliklerinin mühimmat ve erzak ikmalini tamamen kesmişti.
Çekilme Düzeni Bozulmuştu: Süvari baskınları nedeniyle Yunan birlikleri arasında iletişim kopmuş, birlikler arasındaki koordinasyon kaybolmuştu.
Moral Kaybı: Sürekli saldırı altında kalan Yunan askerleri, savaşma isteğini kaybetmişti. Bu durum, ordunun geri çekilme sırasında daha fazla kayıp vermesine yol açtı.
Türk Süvarilerinin Taarruzları (11-12 Eylül)
Türk süvari birlikleri, Yunan ordusunun geri çekilme yollarını hedef alarak düşmana ağır darbeler indirdi. Süvarilerin hızlı hareket kabiliyeti, Yunan ordusunun düzenli bir şekilde çekilmesini engelledi ve büyük kayıplara neden oldu.
1. Lojistik Hatlarına Yönelik Saldırılar
Hedefler: Yunan ordusunun mühimmat ve erzak taşıyan ikmal konvoyları, Türk süvarileri tarafından sürekli baskına uğradı. Bu saldırılar, Yunan birliklerini hem lojistik hem de moral açısından savunmasız bıraktı.
Sonuçlar: Süvarilerin bu baskınları, Yunan ordusunun mühimmat ve erzak desteğini tamamen keserek askerlerin açlık ve mühimmat yetersizliğiyle karşı karşıya kalmasına yol açtı.
2. Sakarya Nehri Geçişlerine Baskınlar
Süvari birlikleri, Yunan birliklerinin Sakarya Nehri’ni geçmek için kullandığı geçitlere ani saldırılar düzenledi.
Bu saldırılar, Yunan birliklerinin nehir geçişini kaotik bir hale getirerek birçok askerin ya esir düşmesine ya da nehir boyunca sıkışıp kayıplar vermesine neden oldu.
3. Kanatlardan Baskı ve İzolasyon
Türk süvarileri, Yunan birliklerinin kanatlarına saldırarak düşman ordusunu bölmeyi ve merkezdeki birliklerin daha fazla sıkışmasını sağlamayı hedefledi.
Bu manevralar, geri çekilme sırasında Yunan birliklerinin izole olmasına ve daha savunmasız hale gelmesine neden oldu.
4. Mühimmat ve Konvoy Tahribatı
- Türk süvarileri, Yunan ordusunun geri çekilme sırasında bıraktığı mühimmat ve erzak stoklarını imha etti. Bu tahribat, Yunan ordusunun ilerleyen süreçte toparlanmasını daha da zorlaştırdı.
Yunan Çekilişi ve Türk Baskısı (12-13 Eylül)
Yunan Ordusunun Geri Çekilmesi:
Papoulas’ın geri çekilme emri, Yunan ordusunda tam bir düzensizlik ve kaos yaratmıştı. Türk süvarilerinin sürekli tacizi altında çekilen Yunan birlikleri, Sakarya Nehri’nin batısına geçmek için güvenli bir güzergâh bulmakta zorlandı.
Düzensiz Çekilme: Süvarilerin sürekli baskınları nedeniyle Yunan birlikleri, düzenli bir geri çekilme gerçekleştiremedi. Birlikler arasındaki iletişim tamamen kopmuştu.
Büyük Kayıplar: Çekilme sırasında Yunan ordusu, insan gücü ve ekipman açısından ağır kayıplar verdi. Birçok asker esir alındı ve binlerce asker geri çekilme sırasında hayatını kaybetti.
Türk Süvarilerinin Baskısı:
Sakarya Nehri’nin Batısında Yoğun Saldırılar: Türk süvarileri, Yunan birliklerinin Sakarya Nehri’nin batısında toparlanmasına izin vermedi. Süvariler, düşmanın düzenini tamamen bozarak kaçış güzergahlarını kapattı.
Kritik Geçitlerin Kontrolü: Süvariler, Yunan ordusunun çekilme yollarındaki köprüleri ve geçitleri kontrol altına alarak Yunan birliklerinin hareket kabiliyetini tamamen sınırladı.
Zaferin Kesinleşmesi (13 Eylül)
13 Eylül 1921’de Yunan ordusu, Sakarya Meydan Muharebesi’ni kaybederek Eskişehir ve Afyon hattına kadar çekilmek zorunda kaldı. Bu süreçte Türk ordusu, geri çekilen Yunan birliklerini takip ederek düşmana ağır kayıplar verdirdi.
Türk Ordusunun Stratejik Kazanımları:
Sakarya Nehri’nin Kontrol Altına Alınması: Türk ordusu, Sakarya Nehri boyunca stratejik hâkimiyet kurarak Yunan ordusunun tekrar taarruz yapma ihtimalini ortadan kaldırdı.
Yunan Ordusunun Geri Çekilmesi: Yunan ordusu, Sakarya Nehri doğusundaki tüm varlığını sona erdirdi ve tamamen savunma pozisyonuna çekildi.
Sonuçlar ve Etkiler
Türk Ordusunun Zaferi
Yunan Taarruzunun Tamamen Durdurulması: Sakarya Meydan Muharebesi, Yunan ordusunun Anadolu’daki ilerleme planlarını tamamen sona erdirdi.
Türk Direnişinin Güçlenmesi: Bu zafer, Türk milletinin moralini ve bağımsızlık mücadelesine olan inancını daha da pekiştirdi.
Yunan Ordusunun Durumu
Büyük Kayıplar: Yunan ordusu, geri çekilme sırasında insan gücü ve lojistik destek açısından ağır kayıplar verdi.
Moral Çöküşü: Süvarilerin baskınları ve düzensiz geri çekilme, Yunan askerlerinin savaşma isteğini tamamen ortadan kaldırdı.
Zaferin Siyasi ve Askeri Sonuçları
Mustafa Kemal Paşa’ya Gazi Unvanı ve Mareşallik Rütbesi:
- Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından TBMM, Mustafa Kemal Paşa’ya “Gazi” unvanı ve mareşallik rütbesi vererek bu büyük zaferi onurlandırdı.
Türk Bağımsızlık Mücadelesinde Dönüm Noktası:
Yunan İşgalinin Gerilemesi:
Taktik ve Stratejik Değerlendirme
Türk Ordusu Açısından:
Türk süvari birliklerinin hızla hareket kabiliyeti ve piyade birliklerinin kararlı taarruzları, düşmanı etkisiz hale getirerek zaferi mümkün kılmıştır. Sakarya Zaferi, Türk ordusunun stratejik yeteneğinin ve Mustafa Kemal Paşa’nın askeri dehasının bir kanıtıdır.
Yunan Ordusu Açısından:
Yunan ordusu, Sakarya Meydan Muharebesi’nde aldığı ağır yenilgiyle Anadolu’daki işgal planlarını tamamen kaybetmiştir. Bu yenilgi, Yunanistan’ın savaşı kaybetmesine giden sürecin başlangıcı olmuştur.
SAKARYA:
Sakarya... Eğilmez başların, bükülmez bileklerin, tükenmez umutların destanı. Asırlar boyu nehirler akar, ama tarih yalnızca bazılarını yazar. Sakarya, yalnızca bir coğrafya adı değildir. O, Türk milletinin imanla yoğrulmuş iradesinin simgesidir. O, vatan toprağına düşen her damla kanın "Sakarya, saf çocuğu masum Anadolu’nun" diye yankılandığı bir abide, ebedi bir şarkıdır.
Bu savaş, milletimizin varlık-yokluk mücadelesinin dönüm noktasıdır. Sakarya, sadece bir meydan muharebesi değil, bir milletin küllerinden doğuşunun; bağımsızlık sevdasının, şehitlerin kanıyla yazılmış onur destanıdır. Düşmanın "Türk milleti bir daha ayağa kalkamaz" dediği yerde, Mustafa Kemal’in "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" emriyle ayağa kalktık. Gözlerimizde umudun ışığı, yüreklerimizde vatan sevgisi, sırtımızda kurtuluşun ağır yüküyle savaştık.
Sakarya, bin yıllık tarihimize açılan bir kapıdır. Malazgirt'ten gelen o ruh, Sakarya'da yeniden vücut bulmuş, Türk milletinin iradesi, düşmana çelikten bir duvar gibi yükselmiştir. Bu savaş, yalnızca topraklarımızı değil, geleceğimizi de korudu. Milletimizin özgürlüğe olan inancı, bu topraklarda bir daha sarsılmamak üzere yeniden kök saldı.
Bir millet ki her yanı işgal edilmiş, ama boyun eğmemiş! Bir millet ki cepheye kağnılarla mermi taşımış, ama bağımsızlık aşkından vazgeçmemiş! İşte Sakarya’nın önemi burada yatar. Her nefer, sadece düşmana karşı değil, yoksulluğa, açlığa ve tükenmişliğe karşı da savaşmıştır. Sakarya, "Zafer, yalnızca inananlarındır!" diyenlerin destanıdır.
Türk süvarilerinin tozu dumana katarak Yunan ordusunu bozguna uğrattığı Sakarya’nın batısında yankılanan ezgiler hâlâ kulaklarımızda:
"Türk’üz, ölmez bir milletiz!"
"Bu vatan bizimdir, bizim kalacaktır!"
Bu zafer, düşmanı Afyon’a, Eskişehir’e geri püskürten değil, Türk milletinin kaderini yeniden çizen zaferdir. O gün Sakarya’nın kırmızı toprağına düşen her şehit, gökyüzüne birer yıldız gibi yükseldi. Bugün o yıldızların ışığıyla geleceğimizi aydınlatıyoruz. Sakarya, bir nehir gibi değil, Türk milletinin damarlarında akan kan gibi ebedidir.
Ey Sakarya, bizlere bağımsızlığı bir emanet gibi teslim eden kahramanlarımız, şehitlerimiz! Yüce ruhunuzdan aldığımız güçle, bu topraklarda ebediyen bağımsız kalacağız. Bu vatan, sizin eserinizdir. Biz, sizin kahramanlığınızın mirasçılarıyız.
Sakarya'nın yankısı hâlâ kalplerimizde atıyor, düşmanın değil tarihin kazandığı bu zafer, her neslin kutup yıldızı olarak parlayacaktır. Türk milletinin onuru, bağımsızlık aşkı ve vatan sevgisi, Sakarya’nın yankılarında ebediyete dek yaşayacaktır. Çünkü biz biliyoruz ki:
"Zafer, inananlarındır. Zafer, Türk milletinindir!"
‘Hacianestis! Mağrur kumandan! Gel de ordularını kurtar’