Gönlündeki hasretini bilseydin,
Anlardın kölelerin rüyalarını.
Özlemi unutup özgür olmak veya
İtaat edilen kötü bir emir.
Bir köle, rüyasında bile sever
Köle olmayı.
O ki efendisini bilen,
Köleliğini bilmeyen köle.
-
Bir kabus görmüş, eli gitmemiş ışığa.
Sonra aklına sen gelmişsin,
Eli gitmiş. Artık oda aydınlık,
Kabusu da karşısında.
Bir parça seni avucunda tutuyormuş,
Bir bıçak kadar.
Korkmuş köle, özlemle yaşıyormuş
O ki efendisini bilen,
Köleliğini bilmeyen köle.
-
Kabusu peşini bırakmaz olmuş,
O da uyumamış, kabus yakınmış
Bir rüya kadar.
Bir o kadar da uyumak istiyormuş
"Bırak ulan" diyerek.
"Ne olacaksa olsun, son kez onu göreyim."
Derken kabus bulmuş bir gece
Onun gözlerini.
-
Dev koridorlarda aydınlıktan karanlığa,
Ki her yolun sonunda ışık var,
Koşmaya başlamış;
Kabusun gözlerini üstünde hissederek.
"Işığın ötesinde ne kabus var, ne keder."
Varmış ışığa, hiçbir şey yokmuş.
Ama artık kabus da yokmuş.
Sonra uyanmış, efendisini bilen;
Köleliğini bilmeyen köle.
-
Günlerce kaçmış köşe bucak, kabusundan.
Bir gün kabus onu kovalamamış, yüzüne bile bakmamış.
Merak etmiş köle, geri dönmüş bütün yolu.
Hep kabusa yakalandığı büyük kapıyı itmiş.
İnanamamış o an gücüne.
Odaya bakacakken, koridorda seni görmüş.
İnanamamış, özleminin biteceğine.
Peşine düşmüş, kaçmışsın.
Bir odaya girmiş köle, diğerinden büyük
Ve sende gördüğü tek şey, hançerinmiş
Simsiyah taşlarla süslü taç takan,
Korkunç bir özlem olmuşsun
En başından beri kaçtığı canavar olmuşsun,
Tek kollu, altı bacaklı,
Dilsiz ama iyi bir dinleyici.
Sarılmaz, konuşmaz,
Ama peşini de bırakmazmış
Kölenin özlemi.
Sonra anlamış, efendisini bilen;
Köleliğini bilmeyen köle.