Cevdet Karal, 1969 yılında Trabzon'un Of ilçesinde doğmuş bir şair ve yazardır. Eğitimine İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde başlasa da daha sonra sosyoloji ve psikoloji alanlarında öğrenim gördü. Reklamcılık bölümünden mezun olup uzun yıllar metin yazarlığı yaptı. 1985 yılında şiir yayımlamaya başlayan Karal, şiirlerinde mistik ve metafizik temalara yer verdi. Yahya Kemal ve Attilâ İlhan’dan etkilenerek gelişen şiir anlayışı, zamanla titiz bir dize işçiliği ve derin varoluşsal sorgulamalarla şekillendi.
İlk şiir kitabı Horozlu Ayna ve Ölüm (1998), metafizik ve varoluşsal temalarıyla dikkat çekti. Hilkatin İlk Günleri (2006) ve Cesedi Nereye Gömelim (2015) gibi eserlerinde dil sadeleşirken, anlam derinleşti. Uzun Sürdü Hazırlığım (2017) Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın şiir kitabı seçildi. Şiir anlayışını, “Şiir bir itiraftır, arınma çabasıdır” şeklinde tanımlayan Karal, çağdaş Türk şiirinde kendine sağlam bir yer edinmiştir. Şairlik serüveninde metafizik duyarlılığını koruyarak, şiirlerini titizlikle işleyerek ve eleştirileri gözeterek üretmeye devam etmektedir.
Karal’ın şiir anlayışı, modern Türk şiirinde geleneksel ve mistik unsurları yenilikçi bir perspektifle harmanlayan özgün bir çizgiye sahiptir. Onun şiirlerinde metafizik gerilim, varoluşsal sancılar ve bireyin içsel yolculuğu belirgin bir şekilde hissedilir. Şiiri bir tür arınma ve hakikate ulaşma yolu olarak gören Karal, estetik kaygıyı da ihmal etmeyen bir dize işçiliğiyle metinlerini oluşturur. Özellikle son dönem eserlerinde, dili daha sade fakat anlamı derinleştiren bir anlatım tercih ettiği görülür. Bu yönüyle o, hem klasik şiir anlayışına yaslanan hem de modern duyarlılıklara hitap eden bir şair olarak kendini konumlandırmıştır. Şiirlerinde sıkça ele aldığı ölüm, aşk, varoluş ve Tanrı gibi temalar, onun poetikasını şekillendiren temel unsurlar arasında yer alır.
Günümüzde Karal, yazı ve şiir çalışmalarına İstanbul’da devam etmekte, eserleriyle hem akademik çevreler hem de edebiyat okurları arasında ilgiyle takip edilmektedir. Kendine özgü sesi, mistik ve metafizik duyarlılığıyla çağdaş Türk şiirinde önemli bir yer edinmiş olan şair, titiz bir dize işçiliğiyle okurlarına derin anlam katmanları sunmaya devam etmektedir. Onun şiiri, sadece bireysel bir deneyimi değil, aynı zamanda evrensel insanlık hâllerini de yansıtan güçlü bir anlatım biçimi olarak değerlendirilmektedir. Hem geçmişin büyük şairlerinden devraldığı mirası sürdüren hem de yenilikçi bir üslupla şiir anlayışını geliştiren Karal, Türk şiirinin yaşayan önemli isimlerinden biri olmayı başarmıştır.
Karal’ın şiirleri, içerdiği metafizik ve varoluşsal temalar açısından Sezai Karakoç ve Necip Fazıl Kısakürek’in şiir anlayışına yakın durmaktadır. Onun şiirlerinde de derin mistik duyarlılık, varoluş sancısı ve bireyin içsel yolculuğu belirgin bir şekilde hissedilir. Özellikle Sezai Karakoç’un diriliş ve hakikat arayışına dayalı poetikasıyla Karal’ın şiirleri arasında benzerlikler kurulabilir.
Bununla birlikte, dilinin sadeliği ve anlam yoğunluğu açısından Edip Cansever ve Cahit Zarifoğlu’nun şiirleriyle de ortak yönleri vardır. Edip Cansever gibi varoluşsal sorgulamalar yapan ve Cahit Zarifoğlu gibi imge yoğunluğu yüksek, sezgisel bir anlatım kuran bir şiir anlayışına sahiptir. Yani hem geleneksel mistik şiirle bağ kuran hem de modern şiirin imge ve dil işçiliğine önem veren bir şair profili çizmektedir.
SİYAH KAR KASİDESİ
hiçliğin o kekre tadı
vardığın her kıyıda
serin tapınaklara girdin durulmadın
serap öldü, rüzgar saldı
kumdan atlarını, bu son kum
sal/dı ya
ne sandın
şehvetli bir dua
gibi boşaldın
kasıklarından hayatın
denizlerde hep aynı fırtına
bilmem kaç kez yalvardım
allahım
bir cehennemden ötekine
savrulsun hayatım