Mihnet-i aşk ile gönlümde açan güller solup,
Ömrümü zindan edip bahtımı un etti felek.
Geceler mâtem olur, gözlerim âh etse de,
Ne elem dindi bugün, ne de hüzün gitti felek.
Yâr elinden içtiğim aşkın o zehir şarabı,
Beni mestâne edip derdime gün etti felek.
Şîr gibi kudretim, aslanlara korku salan,
Şimdi bir nazlı nigâha zebûn etti felek.
Kan içinde kaldı yâd, kalbimde ukde dolu,
Ağlarım, her gözyaşım gönlüme kan etti felek.
Bir zaman ben de bahardım, esen rüzgâr idim,
Baharımdan eser kalmadı, hazân etti felek.
Ey gece, yoldaşımsın, söyle ne hâlim olur?
Gün doğar mı bu zulüm, beni cünûn etti felek?
Gönlümün hanesinde zâlim bir ayaz esti,
Ne bahar kaldı bende ne de umut serpti gece.
Hasretin hançer olup sineme saplanırken,
Her nefes bir firâk, her an hicran etti felek.
Gözlerim, yoluna serdikçe ümit çiçeklerini,
Zemherî bir bakışla soldurdu yârın sesi.
Öyle bir yangın ki içimde harlı harlı yanar,
Ne su serpti zaman, ne de dindirdi felek.
Şimdi kimsesizliğimle dost olmuş geceler,
Sükût, derdime ortak, yıldızlar dilsiz şahit.
Ayrılığın gölgesi düşmüş her bir hatıraya,
Ne vuslat hayâl artık, ne de bir yâr sesi var.
Ey eski günlerin huzur dolu rüyâsı,
Ey ellerimden kayıp giden düşlerim,
Geri dönmez misin bir kez olsun nârin yârim?
Yoksa aşk, ebedî bir sürgün mü etti beni?